İlgili aramalar: amatör - kıraç-yaşamam artık -  kıraç -  yaşamam artık -  deniz -  unutulmayan -  aşkı virane



More Cool Stuff At POQbum.com

İlgili aramalar: müzik - ebru gündes sadece sevdim,... -  ebru gündes -  sadece sevdim -  ebru -  gündes -  sadece sevdim



« Önceki ::

Suski Ölmeyeyim Bir Daha - Pelin GÜNDOĞAN






SUSKİ ÖLMEYEYİM BİR DAHA



Yıkılmış ve geç kalınmış viraneleriz
şimdi ne senin gözlerinde harranın suya hasretler yangınları var
nede benim gözlerimde şiir
yaz dedin oysa kışlar yaşıyorum her mevsim
acmak üzereyken papatyalar yeni karlar yağıyor üstüne
üşüyorum evet hala üşüyor ellerim



hüzün kapımızı çalalı beri
bin günü aştı
bin ömür bin soluk
bin yıkılış yaşadım
ömrümün arka sayfalarında altı çizilmiş satırlarımı okumaya başladım
sığınışlarını susuşlarını ve haykırışlarını işittim mavi adadan
korunaklı bir liman olamadım sana
ve arkama bakmadan giderken haykırışlarını duymamak için kapattım
yüreğimin kulaklarını
şimdi bin ömür geçmiş ömrümden
ben bir ruyadan uyanmak istercesine çırpınıyorum



hani zaman ilacı olurdu herşeyin
hani zamana bırakmalıydık
atalar yine yanıldı
bir günün sonunda binlerce tükenişle ölürken ben
zaman zehrini içerken yudum yudum
artık bitsin istiyorum
ataların ilaç dedikleri yoksuzlugun bitsin
bitmezlerin bilincinde diyorum yine
yıkılmış ve geç kalınmış viranelerız



şimdi ne senin gözlerinde harranın suya hasret yangınları var
nede benim gözlerimde şiir
şimdi kendini yok edişlerini dinliyorum
susuyorum
susuşlarımın öznesi sen oluyorsun hep
şehrine gidiyorum
yoklugun açıyor kapıları
yıkılan şehirler arası bir otobüs terminalinde ayak izlerimiz duruyor halaa haklısın



kokun sinmiş soguk duvarlarına şehrin
herkezin gözünde seni arıyorum yoksun
yoklugunu salıp gitmişsin
gidişle bırakıldıığın bu kentte
susuşlarına bile yandıgın soguk dağlarımın eşkiyası
bağışlama dilemiyorum
gel demiyorum sev demiyorum



haykırışların yankılanıp boşlukta kaybolmadı bilesin
sığındığın mavi adada yaktıgın ateşi göm
yanaştırabilirsem gemilerimi tutucam ellerinden
şimdi yanıyorum kanıyorum ve yıkılışların altında tekrar eziliyor bedenim



geç kalınmış bir solukmu bir günün sonunda
yoksa çağresizliklerimin son çırpınışlarımı bilmiyorum
kayıp adresten yazıyorum son kez
sussam yalnızlık konuşsam ayrılık
dönsem yıkılış dönmesem yok oluş
şimdi ben susuyorum yalnızlığa talip
sende sus bana
sus ki bir daha ölmeyeyim.





Pelin GÜNDOĞAN

Yorum (yok) Yorum yaz!

Müsait Bir Yürek Acısında İnebilir miyim






Elveda..
Yol ayrımı çoktan gelmiş de..geçmiş bile..İneceğim son durak gelmişte ben uyumuş kalmışım.Camın ardındaki renkli dünyalara daldım..Kaçırdım ineceğim yeri..
Şimdi müsait bi yürek acısında indirirmisin beni..Yolculuk çok güzeldi sağ ol..Hiç ağlamadım (yalan..) hiç üzmedin beni (yalan..) hiç yakmadın canımı(yalan…) Çok ama çok sevdin beni (YALAN…Söyleyebileceğin…üstelik utanmadan söylediğin bir yalan..) Merak etme ben buradan sonrasını biliyorum..Yürürüm evime kadar..Ben bu yollardaki cam kırıklarını tanıyorum..Yolara dökülmüş acıtan dikenleri biliyorum..Daha önceki parçalanmış ayaklarımdan kalan kanlar kurumuş ama izleri kalmış..Ben o çizgileri takip ederim..Sen sakın üzülme..



Müsait bir yürek acısında inebilir miyim..
Gerçekten çok sıkıldım..Gitmeye hiçbir zaman cesaret edemedim.Korktum..Düşmekten ,yalnız kalmaktan , saplantılı düşlerimden korktum..Seni kaçıp sığınacağım günahlarımdan af dileyeceğim mabet bildim..Nedense tüm günahlarımıda seninle işledim…Utanıyorum..Yalnızlığımdan..Korkuyorum hemde daha fazla tüm korkularımdan.. Kandım..kandırıldım..Üstelik sen kandırmak içinde hiç çaba sarfetmedinki…Tüm suç benim..Ben tüm yalnızlığımı hak ettim.Renkli gözlerinde renkli hayallere daldım..Oysaki senin bir suçun yoktu..Ben kendi uydurduğum aşk masalına inanmıştım…Hani masal olacaktık seninle..Şimdi koca bi yalan olduk..



Müsait bir yürek acısında inebilirmiyim….
İnanmıyorum artık mutluluklara..İnandığım tek şey su rengi tuzlu gözyaşlarım..Gözyaşlarımla yıkayacağım kalbimi.Başka bir çaremde kalmadı..Direnmelerim boşuna..Sen çok sevmiştin ya beni (YALAN..) Şimdi canın acıyacak ya (yalan),için parça parça olacak ya (yalan) sakın üzülme..Ben senden önceki yoluma devam edeceğim..Emin adımlarla yürüyeceğim.Sonra uzun yolculuklardan sonra kendime varacağım ..O vakte kadar yalın ayak yürüyeceğim..Sen beni indir müsait bir yürek acısında..Ben kendi derdime ortak olacağım..Bomboş çocuksuz bir parkta bırak beni..Ben biraz geleceğin yalnızlığını seyredeceğim..Biraz çocukluğuma ağlayacağım..biraz yitirdiklerime ..biraz karanlık gecelerime ..biraz güneşleri batmış günlerime ağlayacağım..Sana hiç ağlamayacağım (yalan) ,seni bundan sonra hiç düşünmüyeceğim..Gömeceğim kalbimi gömdüğüm yere ..Seni unutacağım (yalan..yok hayır gerçek) Zamanımı alacak ama unutulacaksın.Senden bana bir tek yalanlar miras kalacak..



Müsait bir yürek acısında inebilirmiyim..
Keşke sevdim bir zamanlar seni ama bitti şimdi deseydin…Keşke bu kadar değersiz görmeseydin önünde dağlar gibi duran yürekli sevgimi.Şimdi sevgin bir kambur sırtımda…Taşıyacağım ömrümce yalandan sevgini..İnsanlardan gizlemeye çalışacağım..Kahretsinki herkes görecek o kamburu..Ben ardımda saklıyorum sanarken görünecek..Gözyaşlarım içime akıyor..Hiç bir merhem çare olmuyor yüreğimin acısına ..Seninlede yalnızdım..ama bu yalnızlık zor geldi bana..Tüm zorları başardım ya hayatta ..Şizofren sevdam terk etmiyor içimden beni..Dönüşü olmayacak bir yola girdim..



Zaten sevgimiz asla kesişmeyen paralel yollardı birbirine..Ve biz hiç bi zaman kavuşamadık bize..İstemiyorum artık renkli gözlerni..Söylemeyeceğim artık sana en güzel aşk sözlerini..Yalvarmayacağım bu sefer ardından…Bu sefer gurur yapıcak bir durum yok…Bıçak gibi kesildi sevda bağları..Bu sefer başka bir tenin kokusu bulaştı bize..Kaldıramaz bu aşk bu lekeyi..Kaldıramaz bu sefer bu kalp başka kalbin kırıntılarını..Üstelik seni kandıran o tene nefret bile duymuyorsun…Üstelik saçma bir tek geceyi bana tercih ediyorsun…



Bu sefer dur demiyeceğim sana..Bu sefer kapattım kapılarımı açmıyacağım sana….Bu sefer yoksun gözümde..Müsait bir yerde indir beni..Ben bundan sonraki yolculuklarımı kaçak yapacağım..Bir trenin kompartımanlarda kaçak bir yolcu olacağım..Hiç bir biletçi bulamayacak bu kaçak sevdalı yolcuyu..Hiçbir yolcu görmeyecek bu kaçak yolcunun yüzünü , hiçbir zaman duyamayacak bu yolcunun kokusunu kimse..

Hadi şimdi indir beni müsait olmayan bir yerde…

Yorum (yok) Yorum yaz!

Suya Yazılmış Sevdaydık Seninle - İsmail SARIGENE






Suya yazılmış bir sevdanın,

vuslata gebe kalmış umudun ölümsüz satırlarını yazıyorum yıldızların gözbebeklerine.
Mürekkebini yüreğimizin sevda kokan çağlayanlarından alan bu aşkı yazıyorum...
Melek’lerin ıslak kirpiklerine.
Arsız dikenleri ayaklarımızla ezip vuslat yolculuğundaki pamuksu düşlerimi anlatıyorum....
..... bizi dinleyenlere.
Seni ve ölümsüz sevdamı suya yazıyorum çünkü sevdamız su gibi berrak, su gibi saf ve güneş gibi sıcak.
Aldığımız her nefes umuda ve mutluluğa sunulmuş adaktı.
Kazanan biz olmalıydık çünkü beyazı giyindik sevdanın.
Aşkın yüce duygularında nefes aldık....
Ve suyun duruluğundan güç alarak yalnızlığın üzerine delicesine yürüdük.







Hatırlıyor musun bu sevda yolculuğunda nice uçurumları aştık seninle?

Karanlık ve puslu yollardaki arsız ayazları ezerek nice kaldırımları aşındırdık.
Üşüdük mevsimlerin sıcakla olan dansında.
Üşüdük çünkü sevdamızın yollarında umutlarımız kaç kez esir alındı.
Kaç kez yüreklerimiz hain sorgularda acılara gebe kaldı.
Ama pes etmedik ve yenilmedik. Sevdamızı içimizdeki kelimelere saklayıp umuda gülümsedik.
Ayaküstü yaşanan sevdalardan değildik biz.
Küçük ve ağrısız pusulara diz çökecek kadar,
Elleri kanlı cellâdın topal dizine boynumuzu bükecek kadar kırılgan değildi bizim sevdamız.
Acıya inat, yokluğa inat büyüyen bir aşk hikâyesiydi bizimkisi.
Gecenin güneşe beslediği ve ateşin suya içten içe gizlediği sevgi gibi....
....imkânsız heves değildi birbirimize duyduğumuz aşk.
Altı çizili kelimelerin anlatmakta aciz kaldığı bir duygu sağanağıydı hislerimiz.
Birbirimizi uzaklardan görsek....
....avuç içlerimiz sebepsizce terlemeye başlar.....
..... dilimizdeki kelimelere sevdanın prangaları vurulurdu.
Tek bir söz etmeden saatlerce gözlerimizin içinde Cenneti solurduk.
Utangaçlığın bu kadar güzel yakıştığı yanaklarımıza kelebeklerin ince sevdaları dokurduk..







Pusulara kafa tutup yalnızlığa karşı süngüsüz savaştık.

Süngüsüz savaştık çünkü bembeyaz sevdaya kan ve isyan yakışmazdı.
Aşktan öte ,yüreğimizden öte silahımız yoktu.
Mermisi çicek olan bir silahın peşinde nice engellere göğsümüzü siper ettik seninle.
Karanlıklara inat hep mayasız geceleri aşındırdık kırgın kaldırım taşlarını ayak uçlarımızla ezerek.
Oysa ayaklarımız çıplaktı.
Pamuksu bir yolculuğun peşinde sürüklenirken nerden bilebilirdik ki yollarımızda çicek diye suskun dikenlerin ekildiğini, nerden bilebilirdik ki gecelerimize yıldızların yerine karanlıkların serildiğini ?
Kanasa da ayaklarımız, vuslatı tuz diye kanayan yaramıza sürüp umut kokan sevdamıza yürüdük.
Pusular kurulsa da yollarımıza, aldırmadan aşkımızı baharların gülüşlerine ördük..







Nice uçurumları aşmışken kan ter içinde kaldı yüreklerimiz.

Ilık meltemler aradık sırtımızdaki teri silmek için.
Bulamadık ama üzülmedik.
Ilık nefeslerimizi birbirimizin tenine sürüp karanfil kokan terimizi gülüşlerimizle sildik.
Yalınayak yürüdük bıcağın üstünde.
Yıldızları sağıp gökyüzünden aydınlığın içinde yıkandık.
Bu sevdaya yüreğimizi koyduk.
Kirlenmemiş köpüklerde yıkanmış ölümsüz sevdayı tüketmedik.
Aksine tek nefeslik sevdamıza vuslatı ekleyip nice yanık türküler ürettik bu pamuksu yolculukta.







Mavinin göğsüne su misali beyaz sevdamızı yazmak için çıkmıştık yola.

Ve söz vermiştik Cennet kokulu vuslata.
Yol üstündeki tek nefeslik molalarımızda,
Arsız ayazlarda toprağa boynunu çevirip umuda küsmüş çicekleri güneşe çevirdik.
Susuz kalmış çardak kuşların dudaklarına zemzemi değdirip sevdamızın ak sütüyle emzirdik.
Her şey gül gülistanlık değildi oysa.
Her an nefesimizde hissediyorduk kanlı pusuları.
Bir kapatsak gözlerimizi karanlığa; darağaçlarımız hazırdı oysa.
Ve ikindi vakti ayrılıklara kefensiz gömülmek için hazırdı musalla taşımız.
Onca acıya, onca ayrılığa inat korkmadık, sevdanın korkuyla işi olmazdı çünkü.
Gerekirse bu yolda diklenen arsız yangınlara kafa tutacaktık.
Ve yumruklarımızı bıçağın ucunda bileyip...
....Kaygısız fırtınanın boğazına dayatacaktık sevdamızın kararlılığını.
Olmadı mı göğsümüzü siper edecektik .
Çünkü söz vermiştik vuslata ulaşmaya.
Kör kuyularda kalsak da umudun merdivenlerini birer birer çıkıp aydınlığa çevirecektik yüzümüzü.
Karakışlarda sevdaya yenik başlasak da kelebeğin sırtına vuslat diye motifleyeceğiz naif gülüşümüzü..







Sevda hamalı olduk bitmek bilmeyen yokuşlarda.

Sırtımıza nice ayrılık çuvalları yüklendi.
Yılmadık, kızmadık.
Sadece sustuk ve içimizden dualara sarıldık.
Ne zaman yükümüz kaburgalarımızı esecek olsa; ağır yükümüzü rüzgar boynuna asacaktı ..
İsyanlar büyütmedik dilimizin ucunda.
Çığlıklara bürünmüş ateşten kelimelerimizi boşa harcamaktan sakındık.
Dilimizden sürgün eyledik umutsuzluk kokan satırları.
Çünkü su kadar narin bir sevdaya isyan yakışmazdı.
Bir an çığlıklarımız büyüse, dilimize gem vururduk.
Çünkü bize ağlamak bize kalleşce isyan etmek değil, savaşmak yakışırdı.
Savaş diyorum sevdayla kör ayrılığın savaşıydı buydu.
Vuslat yolculuğunda üzerimize gelen nice fırtınaları yakmadık mı ?
Engin okyanuslara yüreğimizi yaslayıp bir avuç su damlasına gül kokulu sevdamızı yazmadık mı ?
Ilık rüzgarla gelen sevinçlerimizi vuslatın dudaklarına kazımadık mı ?








Umuda ve mutluluğa giden bu pamuksu yolculuğun sonunda sevdanın ellerinden zemzemi içeceğiz. Avuçlarımızda karanlıkları ezip gümüş damlaları serpeceğiz dolunaylı gecelere.

Yetim çocukların gülüşlerini ekeceğiz vuslat bahçelerine.
Adlarımızı sonsuzluğa bırakıp tek yürekte Cennetin güzelliklerini içimize çekeceğiz.
Gülüşlerimizi acıya adak diye serip umuda ve sevdaya Anka’nın kanadında delicesine gülümseyeceğiz. Karanlıkları göğe gelin edip baharlardan kalma çicekleri kelebeğin yüreğine işleyeceğiz.
Ayrı bedenlerimizden feragat edip tek nefesimizle hayatın ılık sularında gezineceğiz.
Bize, bembeyaz bir sevdaya da ancak böyle güzellikler yakışır.

Pes etmeden ve her şeye inat yüreğimizdeki umutla vuslatımızı bir gün güllerin dudaklardan içeceğiz…



İsmail SARIGENE


Yorum (yok) Yorum yaz!

Haberin Var mı Yar Yar




Saçlarından bir tel aldım
Haberin var mı yar yar
Haberin var mı?






Ben gönlümü sana verdim
Haberin var mı yar yar
Haberin var mı?



Gözden ırak dilden uzak
Ben seni sevmişim eyvah
Haberin var mı yar yar
Haberin var mı yar yar
Haberin var mı?






Gözler kalbin aynasıdır
Yalan söylerimi yar yar
Yalan söylerimi




Aldatan gözleri gördüm
Oda sendemi yar yar
Oda sendemi



Gözden ırak dilden uzak
Ben seni sevmişim eyvah
Haberin var mı yar yar
Haberin var mı yar yar
Haberin var mı?



Bir hatıran kaldı bende
Onuda alsana yar yar
Onuda alsana

Vicdanında rahat mısın?
Söylesen bana yar yar
Söylesen bana


Yorum (yok) Yorum yaz!

Dost Dediğin Böyle Olmalı

Yorum (yok) Yorum yaz!

Yine de Hoşçakal Zamansızlığım

Sen gelmeden önce diye başlayan binlerce cümle geçiyor aklımdan... Sen gelmeden önce ben daha bir bendim.
Ama mutsuz, ama geçmişin izleri içimde, utanarak, ama yalnız, ama bendim...
Sen gelmeden kurallarım, yasaklarım vardı.
En güçlüsüydüm hayatımın. Bir monitöre saatlerce boş boş bakamazdım mesela.
Şarkılarım vardı sensiz söylediğim, sesim sadece benimdi. Daha bir umutluydum ya da daha bir boştu herşey.
Çözemedim, çözmekte istemiyorum korkuyorum galiba...
Sonra sen geldin, ne oldum, neyim oldun çözemedim. Ben çözmeye çalıştıkça sen daha çok geldin.
Ne sana sığınabildim ne kendime sığabildim. Uzaktanda olsa o kadar derinde yer ettinki, bütün hayırlarıma rağmen ...
Tek başıma taşırken bütün yüklemleri, öznelerimi kaybetmişim sen gelince anladım.
Bütün roller benimdi, hayata oynuyordum, sınırım, çekincem yoktu. Hatalarım kaçışlarım oldu bitti deyip kapatmıştım, sen gelince nedenlere boğuldum...
Ezberlemiştim ben aşkı senden önce.
Sadece masallarda yerini alan, sonu gelmesin dediğimiz rüyada yer alandı...
Sen gelmeden önce...
Sen geldin ezberlerim karıştı.
Repliklerimi unuttum, susuyorum, doğaçlama da yapamıyorum artık. Takılı kaldı hayalin, kısa anların aklımda, içimde.
Tek kişilik dev bir oyununun son perdesi, söz bitti...
Yaralarım kanıyor, her kanayan yerden bağıra bağıra umut doğuruyorum. Daha çok acıyor yaralar umut doğarken.
Olsun diyorum umudum var artık.
Hala hissedebilmeye, içimde bişeylerin varolduğuna dair. Hiç seninle olamicak olsamda.
Canımın acısı hiç dinmicek olsada...
Varsın acısın...
Sonra aklıma geliyor kilometrelerce uzakta oluşum sana ve senin bana gelmeyişin...
Aklından geçenleri sorguluyorum kendime...
Utanıyorum yaşamışlıklarıma senden önce...
Sana senden çok ihtiyacım olduğu için belki, kollarında olmaya, kokunu almaya, senin olmaya, benim olmana ihtiyacım olduğu için belkide....
Belki de seni temize çıkarıyorum ruhumda, adın aşk olsun diye...
Yine de Hoşçakal Zamansızlığım....




Yorum (yok) Yorum yaz!

Sen Hasrete Yenildin mi Hiç - Nalan AKALIN







Akşam oldu bak yine can...


Bir başımayım ben buralarda...


Bu ıssız yerlerde...


Özlemin, hasretin ateş olur can...


Dokunduğum her yerden...


Kıvılcımlar saçar...


Tüm bedenime...


Özlem ateşin, yanar yanar da...


Yangınlara kor alevlere döner...


İçimde yüreğimde...


Yıkılmaz sandığım...


Dağlar yerle bir, yeksan olur...


Mavilerim yeşillerim...


Bütün renklerim...


Tek tek solar can...


Gökyüzünde bunca yıldız varken...


Gece neden hep karanlık olur can...


İnsan kaybetmeyince canını...


Bilmezmiş elindeki varlığın kıymetini...


Ağla yüreğim ağla...


Hıçkırarak ağla...


Söyle okyanus yüreğim hadi söyle...


Sen hasrete yenildin mi hiç...


Böylesine acımasızca...


ÇARESİZCE...

Yorum (yok) Yorum yaz!

Sen Hasrete Yenildin mi Hiç - Nalan AKALIN







Akşam oldu bak yine can...


Bir başımayım ben buralarda...


Bu ıssız yerlerde...


Özlemin, hasretin ateş olur can...


Dokunduğum her yerden...


Kıvılcımlar saçar...


Tüm bedenime...


Özlem ateşin, yanar yanar da...


Yangınlara kor alevlere döner...


İçimde yüreğimde...


Yıkılmaz sandığım...


Dağlar yerle bir, yeksan olur...


Mavilerim yeşillerim...


Bütün renklerim...


Tek tek solar can...


Gökyüzünde bunca yıldız varken...


Gece neden hep karanlık olur can...


İnsan kaybetmeyince canını...


Bilmezmiş elindeki varlığın kıymetini...


Ağla yüreğim ağla...


Hıçkırarak ağla...


Söyle okyanus yüreğim hadi söyle...


Sen hasrete yenildin mi hiç...


Böylesine acımasızca...


ÇARESİZCE...

Yorum (yok) Yorum yaz!